Ana içeriğe atla

ELMA


İLK TRİP

apple adam ile ilgili görsel sonucuTanrı, şeytanı cezalandırdı fakat şeytan yıllık izne ayrılıp, bu süre içinde ademoğlunu yoldan çıkarmaya, içkiyi metresi yaparak ondan kötülükler peydahlamaya ant içti.
Adem ile Havva cennette yürüyüş yaparken bir parkın önünden geçtiler. Üzerinde “çimlere basmak yasaktır” yazan bir tabela olmadığından çimlere basarak bir elma ağacının altında dinlenmeye başladılar. Havva, altında dinlendikleri ağaçta bir elma gördü. Ağaca tırmanmayı bilmediği için Adem’e yönelerek “Şu elmayı koparır mısın?” dedi ve o da bunun yasak olduğunu ve koparamayacağını söyleyince Havva ilk trip atan insan olarak ansiklopedilere geçti. E tabii Adem de bir yere kadar sabredebildi ve en sonunda elmayı kopararak Havva’ya uzattı. Havva bir ısırık aldı ve elmanın diğer tarafını Adem’e uzattı. Adem tam elmayı yerken meleğin biri onları gördü. Bu sırada elma Adem’in boğazına takıldı. Adem heyecanla elmayı aşağıya, en aşağıya attı.

BELEDİYE ÇALIŞANI

Newton bir gün belediyede bulduğu işten kaytarıp; o park senin, bu park benim dolaşırken yoruldu tabii. Hemen bir ağaç bulup gölgesinde dinlenmeye koyuldu.
Çıkardı yârin cüzdandaki vesikalığını, derin hayallere daldı. O sırada Adem’in attığı elma Newton’ın kafasına çarptı. *Nasıl diye sormayın bu dünyadaki bin yıl, orada bir saniyeye eşittir. Newton “buldum” diye haykırdı fakat henüz neyi bulduğunu bilmiyordu.
Elmayı alıp limana doğru yürüdü. “Eh ben elma sevmem ki” diye nimeti beğenmeyip limanda yüklenen bir keşif gemisine fırlattı.

apple world ile ilgili görsel sonucuBATIDAKİ DOĞU

Gemi karaya yaslanıp demir attı. Colomb gemiden iner inmez mürettebatı bir koç indirdi gemiden ve kesti. “Hindistan’ı bulduk. Burada baharat bol, bana bir de yengene iki acılı adana kap gel!” deyip yanındaki delikanlıyı köşedeki ocak başına yolladı.
Colomb ve sefere getirdiği metresi çaylarını içerken Colomb “Nerede kaldı lan bizim acılı adanalar?” diye bağırdı. İki turist Colomb’a yaklaşıp “Where is The Sultan Ahmet Mosque?” diye sordular. Colomb hemen kapalı çarşıda halıcı çıraklığı yaptığı İngilizcesiyle “Hey bro The Sultan Ahmet Camii henüz inşa edilmedi. Sen şimdi okyanusa sırtını ver, aylarca swim to Turkey.” Cevabını verdi.
Mürettebattan biri “Kaptan, burada yuvarlak bir şey var, ne olduğunu bir türlü çözemedim” diye bağırdı. “Getir ulan neymiş o?” dedi Colomb. Delikanlı yuvarlak cismi getirdi. Colomb uzun süre cismi inceledi. Baktı ki pek para etmiyor “Al senin olsun” dedi delikanlıya. Delikanlı teşekkürlerini sunarak kaptanın yanından ayrıldı.

TAKAS

“Nasıl yani? Siz para kullanmıyor musunuz?” diye sordu delikanlı semt pazarındaki Kızılderili’ye. “Hayır” diye yanıt alınca; elindeki yuvarlak, kırmızı cismi gösterip “Bari bunu al” dedi.
Kızılderili, tezgâhı kapatıp çadırına döndü. “Hanım, bugün çok acıktım, hele bir tarhana dök de içek” dedi karısına. Kızılderili cebindeki kırmızı, yuvarlak cismi çıkarıp inceledi fakat bir şey anlamadı. Çocuğunu çağırıp “Lan, kerata bak sana ne aldım?” dedi. “Al şunu oynarsın”
Çocuk kırmızı, yuvarlak cismi alıp arkadaşlarına gösterirken cisim bir çukura düştü. Çocuklar ne yapsalar da o cismi oradan çıkaramadılar. Aradan yıllar geçti ve o çukurdan bir ağaç yükseldi.
Kızılderililer bu ağacın ilahi bir mesaj olduğunu öne sürdüler. Ağaçta yetişen kırmızı, yuvarlak cisimlerin hayvanları tarafından yendiğini ve başlarına bir şey gelmediğini gördüklerinde onlar da bunu yemeye başladılar.
Yıllar sonra bu kabilenin çevresi büyük bir elma bahçesine dönüştü.

GARAJDA

“Steve, bak elma topladım komşunun bahçesinden” diyerek garaja girdi Wozniak. “Ha versene bir tane” dedi Steve. Elmadan bir ısırık alıp masaya bıraktı. Wozniak’a “Eğer yıldız tornavida bulabilirsen bilgisayarı bitiriyoruz dostum.” dedi. Wozniak o gün çıkıp tüm şehirde yıldız tornavida aradı.
“Hey dostum, bu şehirde yıldız tornavida bulmak, 0.5 uç bulmaktan daha zor” dedi Wozniak.
“Ah! Bu vidayı da sıktık mı geriye bir tek amblem kalıyor.” dedi Steve. “Bir de bilgisayarımızın adına uyumlu bir şey olmalı.” diye ekledi. Wozniak, masada duran ısırılmış elmayı Steve’e fırlattı. Steve “Buldum!” diye bağırdı. Steve neyi bulduğunu biliyordu.

ANNE ŞARJ ALETİM NEREDE?

“Anne şarj aletimi bulamıyorum” dedi Atilla. “Nerede şarja taktıysan oradadır” diye cevapladı annesi. Atilla telefonunu masaya bırakıp mutfaktaki prize bakmaya gitti. Bir elinde şarj aleti, diğer elinde bir elma ile dönerken “Buldum” diye bağırdı. Atilla neyi bulduğunu biliyordu.
Telefonunu şarja taktıktan sonra elmasından bir ısırık aldı ve elmayı masanın üzerinde duran, elma logolu telefonun yanına koydu.
                                                                                         AHMET FARUK YILDIZ

Bu blogdaki popüler yayınlar

Türkiye’nin Yeni Starı DAMLA EKMEKÇİOĞLU ile Röportaj

Son zamanlarda sosyal medya platformlarında adından sıkça söz ettiren,kadınlığın Nirvana'sı, güzelliğiyle erkeklerin aklını başından alan,clubların aranan DJ’i. Periscope, instagram, snapchat ve twitter’da oldukça popüler olan, ilk filmi “Türk Lokumu” ile büyük ses getirecek olan, Türkiye’nin yeni starı Damla Ekmekçioğlu hayatını ve yeni projelerini anlattı.

Öncelikle Damla Ekmekçioğlu kimdir? 31 yaşındayım. İstanbul’da doğdum. 2 üniversite bitirdim. Biri Almanya’da diğeri burada. 2008’den beri yine İstanbul’dayım.
Instagram ve periscope da büyük bir hayran kitlen var. İnsanları sana çeken şey ne? Periscope açtığımda fenomen olma gibi bir amacım yoktu ama eğlenceli yayınlarım, samimiyetim ve fiziksel özelliklerim takipçi sayımın artmasına sebep oldu. Bu etkileşim İnstagram’a da yansıdı. Koyduğum resim ve videolar da buna destek olup sayısının artmasına yardımcı oldu.
Bu büyük hayran kitlesinin yanında bir de sana karşı olanlar var. Bunlar kim, nereden çıktı, senin gibi saf ve temiz bir…

Bir Victoria's Secret Fashion Show Dramı

Yeni yıl, yeni umutlar ve en önemlisi de Victoria's secret fashion show.
***
Saat 20.00'den beridir annem ve babamın bir yerlere gitmesini veya erkenden uyumusanı istiyorum. Fakat iki arzum da gerçekleşmiyor. Annem büyük bir mutluluk ve heyecanla yılbaşını beklerken, babam bıyıklarına ve saçına düşecek olası aklardan dolayı geceyi gergin ve mutsuz geçiriyor. Annem birkaç defa dışarı çıkma önerisinde bulunsa da babamın inadı galip geliyor ve önce yemek, ardından tatlı-çay ve son olarak da meyve ile saat 23.00'ü buluyoruz.
***
Gözlerimin altı şişmiş bir biçimde tüm yıl beklediğim victoria's secret ateşi beni sarmış durumda. 10 dakikada bir annem ve babama uykunun önemini anlatan vaazlar veriyorum ve fakat tık yok. Babam koltukta, annem kanepede ve sonunda gözleri üst üste gidiyor derken kanalı değiştirmemle ikisinin gözleri de aynı anda açılıveriyor.
***
"Kaç saniye kaldı lan?"
Bu sözle içimi büyük bir umut kaplıyor. Lan hayır yeni yıldan dolayı değil. Annem i…

MAHİR ÜNSAL ERİŞ röportaj

Son dönem Türk edebiyatının çıkardığı, sıkı bir Gençlerbirliği taraftarı olan çevirileri ve kitapları yayımlanmış olan, yazdıklarıyla ruhları ve gönülleri hoş eden yazar Mahir Ünsal Eriş bizi kırmayıp sorularımızı cevapladı.


Edebiyatla nasıl tanıştınız?
Edebiyatla tanışmam biraz tembelliğim yüzünden oldu. Daha lisenin ilk senesinde altı tane zayıf getirince evden çıkmama yasak geldi tüm yaz. Arkadaşlarım ceza evinde bir mahkumu ziyaret eder gibi bize gelip kitaplar getirirlerdi. Hayatımda beni en çok şaşırtan romanları hep o zaman     okudum sanırım. Sonra da arkası geldi.

Bir yazınızda Aziz Nesin’in söyleşi sonrası size ne olacağınızı sorması üzerine “yazar” cevabını verdiğinizi yazmışsınız. Bu diyalog yazar oluşunuzda ne kadar etkili oldu?
Muhakkak, Aziz Nesin de dahil olmak üzere, büyük yazarlara özenmenin etkisi olmuştur ama açık söyleyeyim, tırnağı olacak kadar bile iddiam olmadı hiçbir zaman.

Günümüz modern edebiyatından takip ettiğiniz yazarlar var mı?
Elbette yeni çıkan eserleri tak…